13 Haziran 2013 Perşembe

EN GÜZEL SANAT EDEBİYAT


                                                EN GÜZEL SANAT EDEBİYAT

    İnsan, var olduğu günden bugüne yaşamın sırrını adlandırmaya çalışmıştır.Yaşamın çeşitliliği, insanın farklılığından kaynaklandığından zaman sürecinde pek çok bilimsel ve sanatsal ürün ortaya konmuştur. İşte bu perspektiften bakıldığında her obje yaratıcısını yansıtır.


    Güzel sanatlar,  insanın var olduğu günden beri akılllara, ruhlara, hislere, gönüllere hitap etmiş; bu doğrultuda geçmişten günümüze binlerce yapıt ortaya konmuştur. Resim, müzik, mimari, tiyatro, sinema, bale, edebiyat v.b birçok görsel sanat dinleyicisinde, okuyucusunda  veya izleyicisinde estetik duyguları ortaya çıkarmaya çalışmış, insana haz duygusu vermeyi amaçlamıştır.Yaratıcısının ruh ve akıl dünyasındaki ışık hüzmesi, insana yansıtılmaya çalışılmıştır.
     İnsan,özünde güzele meyillidir;sıradanı güzel yapan da yine insanın kendisidir. İnsan, basit olan araç gereçleri, objeleri bile kendi duygu ve akıl dünyasında şekillendirerek maddeye ruh, estetik, güzellik kazandırır;tüm güzel sanatların çıkış noktasında da insanın güzeli bulma sevdası vardır.

     Güzel, görecelik içerir ve herkese aynı şiddette etki etmediğinden etki alanı da farklılık gösterir. Bazı güzel sanat eserleri geçmişten geleceğe köprü kurmuş, yüzyıllar geçse de zamanın acımasızlığına yenilmemiş, her nesil tarafından ilgi görmüş,çağları aşıp günümüze kadar ulaşmıştır.  Klasik olarak adlandırlan bu eserler, yaratıcısının mayasında oluşmuş; ölümsüzlük iksirini içerek var edeni tüm yaşamlar boyunca yaşatmayı başarmıştır.

  Güzel sanatlar duyu orgalarının algılanış biçimine göre alt dallara ayrılır:

GÜZEL SANATLARIN SINIFLANDIRILMASI
Plastik (Görsel) sanatlar (Maddeye Biçim Veren Sanatlar)
Resim
Heykel
Mimari
Kabartma
Hat
Tezhip
Minyatür
Fonetik (İşitsel) sanatlar (Sese, Söze Biçim Veren Sanatlar)
Edebiyat
Müzik
Ritmik (Dramatik) sanatlar (Harekete Biçim Veren Sanatlar)
Tiyatro
Bale
Dans
Opera
Sinema



     Güzel sanatlar içinde biricik yere sahip olan edebiyat, kişinin duygu ve düşüncelerini, kendine özgü bir dil kullanarak, estetik kurallar çerçevesinde, yazılı veya sözlü olarak dile getirmesidir. Edebiyat; en sıradan olguları, olayları bile efsunlu bir hale getirebilir, kelimelere hayat verir, farklı yaşamların en renkli hallerini bizim önümüze getirebilir. Edebiyat, bakılanı görünür hale getirir,yaratıcısının yaşam deneyimlerini bize sunar, sonsuz kainatı ve içindeki insanların sonsuz hayat biçimlerini sonlu kelimelerle anlatmaya çalışır.Sözcüklere giydirdiğini mecaz ve yan anlamlarla  en anlatımazları anlatır hale getirebilir. En karışık halleri durumları mükemmel bir dize ve satır ile düşüncelerimize duygularımıza sunar. Kısa bir örnek vermek gerekirse şair yalnızlık temasını anlatmak için kelimelere yüklediği muhteşem güzelliğe bir göz atalım:

'Kimsesiz! Hiç kimse yok,her kesin var kimsesi
Kimsesiz kaldım,yetiş ey kimsesizler kimsesi!'



Görüldüğü gibi yalnızlık teması, şairin ruh ve duygu dünyasında kelimelere yüklenen çağrışımsal zenginliklerle büyülü bir hale getiriliyor.İşte bu anlamda bakıldığında edebiyat güzel sanatlar içinde nadide bir yere sahiptir. Diğer tüm sanatlarda olduğu gibi bu nadide sanatta da amaç, insanlarda güzel duyguları ortaya çıkarabilmek, özgün olabilmek, okuyucuya farklı kapıları aralık bırakabilmektir.

                                                                                                     Mikail BOZDEMİR


http://www.youtube.com/watch?v=-gEOHBfderw







Yeni blogum hayırlı olsun.:) Gerçi kullanır mıyım bilmem. Ama belki kullanırım.